Edebiyat

Genç Bir Doktorun Anıları

By  | 

Bomgard, tıp fakültesinden dereceyle mezun olmuş çiçeği burnunda bir doktor adayıdır. Bilgileri neredeyse tamamen teoriktir, ne savaş görmüş ne de bir hastanede pratik yapmıştır. Aklında binlerce soru, şüphe, endişe ve korkuyla, yoğun yağan kardan ve tipiden burnunuzun ucunu bile göremediğiniz bir kış günü, görev alacağı hastaneye gider. Bir sağlık memuru, iki ebe, bekçi ve aşçı karısı, otuz yataklı hastanenin tüm kadrosu işte bu kişilerden ibarettir. Küçük olarak  gördüğümüz hastahaneye günde yüzden fazla hasta gelir ve hastayı ayakta muayene eden, acemi ama çalışkan ve sebatkar doktorumuz, o genç yaşına ve tüm tecrübesizliğine rağmen elinden gelenin hep fazlasını yapmaya çalışır. Fıtık, ampütasyon, ters doğum, önüne hangi hasta gelirse gelsin hiç korkmadan cesurca ameliyatlara giriyor. Rusya’nın acımasız karında, buzunda, soğuğunda, fırtınasında, yağmurunda, her ne yapıyorsa hastaları için yapan doktorumuzun, tamamen mesleğine adanmışlık öyküsünü okuyoruz.

Genç Bir Doktorun Anıları Kitap Açıklaması

Devrim zamanı Rusya… Karakışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. Devrim, büyük şehirlerin merkezlerinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleye girişir.

Zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale, uzaktaki bir hastaya ulaşabilmek için şiddetli bir kar fırtınasına rağmen göze alınan bir yolculuk, ağrılarını dindirmeye çalışırken morfinman olan bir meslektaş… Genç doktorun gündelik hayatında karşılaştığı bütün zorlu sınavlar, Bulgakov’un elinde olağanüstü güçlü bir anlatımla, dram sınırlarında gezinen bir dokunaklılıkta öykülere dönüşür.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir