Edebiyat

Korkuyu Beklerken

By  | 

Kitabın içinde yazarın farklı zamanlarda yazıp, sonraları tek başlık altında topladığı tam sekiz öyküsü bulunmaktadır. Sekiz öykünün her birinde Oğuz Atay’ı diğer tüm yazarlardan ayıran farklı üslubu ve anlatım kabiliyetine rastlamak mümkün. Her şey kaygılı ve ürkek bir adam olan kahramanımızın bir gün eve girdiğinde mutfak rafında isimsiz bir mektup bulmasıyla başlar. Mektup, kahramanımızın daha önce görmediği, hiç aşina olmadığı bir dilde yazılmıştır. Oldukça endişelenen kahramanımız, eski bir arkadaşı olan bir ölü diller uzmanına Mektubu gösterip ne yazdığını sormaya karar verir. Mektubu arkadaşına gösterdiğinde bu dilin gizli bir mezhebe ait olabileceğini söyler fakat ne yazıldığını anlamamıştır. Ölü diller uzmanı da bu konuda uzman olan bir arkadaşına mektubu gösterir ve mektupta “Bu mektubu okuduğu andan itibaren evden çıkmaması gerektiği” yazıldığını öğrenir. Kahramanımız bunu duyduğunda başta gülünç bulsa da, sonrasında iyiden iyiye ciddiye almaya başlar ve kiraladığı dükkanda beraber çalıştığı temizlikçiye birkaç aylığına tatile çıktığını söyleyerek kendini evine kapatır. Bir süre mektuptan başka bir şey düşünemez olur, fakat sonra açlık baş gösterir. Yiyeceği ve içeceği tükenmeye başlamıştır, faturayı ödeyemediğinden de telefon bağlantısı kesilmiştir.

Korkuyu Beklerken Kitap Açıklaması

Oğuz Atay’ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okurunu alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmıyor. Kitaba adını veren hikayenin “korkuyu beklerken” kendini evine hapseden kahramanı, Atay’ın edebiyat güzergahındaki farklılığın en büyük kanıtlarından. Yazarın bu kitaptaki ilk hikayeyle var ettiği “beyaz mantolu adam” da öyle. Tavanaralarına saklanan eşyadan, gazetelerin dert köşelerine gönderilen mektuplara kadar “Türkiye’nin ruhu”nu hep aynı maharetle kavrıyor Oğuz Atay.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir